Siyah beyaz portreler

MySpace, eBay ve ya kendi websiten için resimlerinin ve fotoğraflarının slideshowunu hazırlaSlideshow daki tüm resimleri göster

Hüseyin dede

Hüseyin dede

Bir Gölyazı klasiği

Bir Gölyazı klasiği

Çifte kumrular

Çifte kumrular

Suçtu

Suçtu

Meke gezi ertesi izlenimleri

Meke bozkırın ortasında ıssız bir krater gölü.Burası uzun süredir fotoğrafçıların uğrak yeri.Göl,minik adacıkları bulunan küçük bir dağ görünümünde.Yıllar önce suları çok fazla olan bu krater gölünün,çeşitli olumsuz nedenlerle artık iyice suları çekilmiş.Bu görüntü içimizi bursada ,burada olmanın verdiği haz ,bana farklı duygular yaşattı.Otobüsümüzden indiğimizde esen hafif rüzgar ,mis gibi hava sanki bize hoşgeldiniz der gibiydi.Şimdi tepeden bakışla meke gözümüzün önünde ...Burada kısa bir konuşmadan sonra üç saatlik bir süre tanındı ve herkes istediği yerden fotoğraf çekebileceği yerlere yöneldi.bazı arkadaşlar uzun olsada tepeden mekenin etrafını dolaşmayı tercih ettiler. Ben bir süre tepe üzerinde yürüdükten sonra bir yamaçtan kıyıya inmeyi tercih ettim. Küçük taş ve otlar arasından inerken bir kertenkleye rastladım ve ürkütmeden onun fotoğraflarını çektim. Küçük kaya dibinde gelinciğe benzer kırzımızı bozkır çiçeklerini görüntülemek hoşuma gitti. Bazı kuş sesleri sessiz kıyıda yankılandı.Gölün diğer ucunda çıplak gözle zor görülen, koyun sürüsünü ve çobanı zor seçebiliyordum ,yansımaları göle vurmuş ,harika görünüyordu.Kıyı çamurumsu ve hafif kokusu vardı.Artık kıyı boyunca dönüş noktasına yürümeye başladım ,göle atılmış boş mavi bir varilin görüntüsü ileride sazlıklar hoş görüntülere sahne olmuştu...Burada meke önünde kendimi self timer ile hatıraladım.Otobüse bindiğimde halen üç ,beş arkadaşın ilerideki bir keçi sürüsü ve çobanı çekmekte olduklarını fark ettim ,hemen inerek onların yanına gidip bende sürüyü ve çobanı görüntüledim. Bir ara çoban bana dönerek ileride çalılar arasındaki keçiyi göstererek onuda çek doğum yapıyor dedi.Heyecan içindeo yöne ilerledim.Anne keçi sancılar içinde meleyerek doğurmaya çalışıyordu. Ürkütmeden bu doğumu dakika dakika görüntüledik.Bu benim ilk defa böyle bir sahneye şahit oluşumdu.Büyük bir şans eseri böyle güzel ve enteresan bir olay mekede denk gelmişti.Anne keçi yavruyu doğurdu mutlu olay gerçekleşmişti.Doğan yavrunun poz poz fotoğraflarını çektik. Çoban daha sonra yavruyu alıp ,sürüye yetişti ve onları toparladı.Şimdi otobüsümüze binmiş ,Mekeye son kez bakıyordum.Mekeden unutamıyacağım bir anıyla ayrılmak beni son derece heyecanlandırmış ve mutlu etmişti.

MEKE-TAŞKALE YERKÖPRÜ-HADİM -BEYŞEHİR-ANTIOKHEIA ANTİK HAREBELERİ



Gezi grubum bu kez farklı...Bufsad bünyesinde kurulan gezi-foto grubuyla 3günlük bir geziye katılma kararı aldım .Zaten mail yoluyla bu gezinin haberi verilmişti. Dr.Osman Önder'in düzenlediği gezilere ,eşi ve kendisi tarafından daha öncede davet edilmiş,ama birtürlü kendisinin düzenlediği bu gezilere katılmak kısmet olmamıştı. Nihayet onların bu grubuylada geziye çıkmak kısmet olmuştu.
Bufsad bünyesinde olsada ,yüzleri aşina ancak içlerinde henüz tanımadığım kişilerde vardı.Onlarla birlikte ilk kez bir çekim gezisine çıkacağım.Üstelik 3 günlük yatılı bir geziydi bu!
22Nısan gecesi saat 23.00'de Heykel merkezde turist otobüsleri durağından otobüsümüzle hareket edeceğiz.Kırk kişi yolculuk için söylenen yerde toplandık...Bu yolculuğa çıkmaya hazırız artık...
Gece boyunca alışık olmadığım otobüsteki uyuma saatleri benim için uykusuz geçen anlar oldu.Oturdukları yerden uyuyanlara imrenerek bakıyordum.Uykusuz geçen bir gecenin ardından nasıl verimli fotoğraf çekebileceğimi düşünmeden duramadım.Sabaha karşı 05.50 sularında güneş yeni doğmaya başlamış ve Konya'nın içinden geçtiğimizi ,yarı uykulu bir halde görmüştüm. Bir süre güneşin tan yerini ağarttığı bu anları seyrettim. Konyaya daha önce gidememiş olmanın, burayı görmeden geçip gitmenin ezikliğini hissettim.Ama gezi proğramı içinde Konya gezisi yok .İnşallah başka birsefere deyip iç geçiriyorum .Meke'ye daha epey yol var ...

Fotokritik gölyazı buluşma yazısı


11 Nisan 2010 Fotokritik Gölyazı buluşması
Fotokritikteten sanalda tanıdığım (abolyontlu)Ersin Beyhanın kurduğu Gölyazı fotoğrafları adlı grubun Gölyazıda buluşması var.Ersin bey ve bazı arkadaşlar bu buluşma için bir hafta önce banada haber verip davet ettiler. Geçen haftada Gölyazıda olmama rağmen onlarla tanışma fırsatı yakalayabilmek için oraya gitmeye karar verdim. Öğle saatlerine doğru Gölyazıdaydım.Kalabalık fotoğrafçı grubunun içinde tanıdığım ve tanımadıklarımda vardı.Abolyontlu ve birkaç arkadaş beni fotoğraflarımdan tanıyabildi.Yanıma gelip hoşgeldin dediler. Yemekler yenmiş ,herkes biribiriyle sohbet ediyordu.Banada yemek ikram ettiler ,aç olmamama rağmen biraz yiyebildim .O arada grup, köprü üzerinde hatıra fotoğrafı çektirmek için toplanmışlardı .Onların arasına doğru koşup birkaç kareye bende dahil oldum.
Sanaldan tanıdığım bazı arkadaşlarla tanışıp ayaküstü sohbet ettik. Herkes kafasına göre takılıyordu.Bende birkaç arkadaşla köy içi ve etrafında tura çıkıp bazı fotoğraflar çektim.Akşama doğru gün batımını çekmek için herkes kendine uygun yeri seçti. Artık güneş iyice alçalmış ,renkler hafif sarı ve kızıla dönüşmüştü. Ama puslu gökyüzü tam renkleri elde etmemize mani oldu. Herkes şimdi yalnızca günbatımına odaklanmıştı. Çekimler yapıldı ,sıcak dosluklara adımlar atıldı.Güneş batmış ,çekimler sona ermişti. Artık vedalaşma vaktinin geldiğini hepimiz biliyorduk. Vedalaşıp tekrar görüşmeyi dileyerek ,ışıkları yanmakta olan Gölyazıdan ayrıldık.

BİR RESİM SERGİSİ AÇILIŞI İZLENİMLERİ

5NİSAN 2010 Bir gün önceki çekim gezisi yorgunluğunu üzerimden atamadan ,kızımın Moda Deniz Kulübünde yapılacak olan karma resim sergisinin açılışı için bu kez İstanbuldayım.Moda Deniz Kulübünü bilmem anlatmama gerek varmı!Kadıköyde deniz kenarında mükemmel bir yer.Sergiye, kızımın üniversiteden atölye hocası olan, devlet sanatçısı Faik Agayev,Bursa Kadın Ressamlar Derneği üyelerinden bazıları 9 sanatçı katıldı.Ben bu sergiye önceden resimlerimle davet edilmeme rağmen annemin sağlık sorunları nedeniyle talebi geri çevirmiş,kızımın katılmasını teşvik etmiştim.
Salon kulübün alt katında ... Daha önce getirilmiş olan resimler duvarlarda yerlerini almış ,resimseverlere görücüye çıkma aşamasındalar.Kokteyl masaları hazır .Konuklar yavaş yavaş gelmeye başladılar.Kızımın çalıştığı okulun müdürü,müdür yardımcısı ,öğretmen arkadaşları ,Üniversite hocalarından birkaç kişi gelen konuklar arasındaydı. Sıcak karşılama merasiminden sonra sohbetler koyulaştı ,resimler üzerine kritikler,yorumlar yapıldı beğeniler sunuldu,fiyatlar soruldu .Resimler önünde anı fotoğrafları çektirildi. Sergi genel anlamda kaliteli ve güzeldi.İki saatlik bir koktely ve açılış süresinden sonra herkes yorgun ve mutlu evlerinin yolunu tuttu.Allah her sanatçının emeğinin karşılığını versin .Nice sergilere. ...Sergi 14 Nisana kadar açık kalacak. Yolu düşenlere sergiyi gezip görmelerini tavsiye ederim...

BİR GEZİNİN ARDINDAN

4Nisan 2010 çekim gezisi proğramımız Suuçtu şelalesi,Eskikaraağaç ve Gölyazı köyleri.Daha önce bu yerleri görmeme rağmen yeniden bu güzellikleri yaşamak bana cazip geldi.
İlk durağımız kahvaltı molasını vereceğimiz Yenikararağaç köyü namı diğer "çorapçılar" köyü... Köy kahvesi önündeki masalara yiyeceklerimizi çıkarıp köy kahvesinin çayını içeceğiz.Köykahvesi sabahın erken saatlerinde fazla kalabalık değil ama yinede 5-6 köylü oturuyor.Yanlarına yaklaşıp,"çorapçısınız ama sizi hiç çorap örerken görüp fotoğraflarınızı çekmedik "dedim. Bu sözüm üzerine erken geliyorsunuz bu saatte göremezsiniz dediler.Hayal kırıklığımı anlamış olacaklarki içlerinden biri Hüseyin amcanın yarım kalan çorabını evden alın getirin ,örsünde fotoğrafını çeksinler dedi. Çok sevinmiş ve mutlu olmuştum. Hüseyin amca 90 yaşlarında eline verdikleri 5 şiş ile çorabı örmeye başladı ama oturduğu yer kötüydü, ters ışık objektifte parlama yapıyordu. Amca şuraya geçermisin demek ,istedim ama belki kızarda bırakır diye sesimi çıkaramadım.İçimden "maşallah gözlüksüz bu yaşta nasıl görüp örüyor"demedende duramadım.Maharetli elleri ile yün iplikle çetiği örerken bende deklanşörüme basıyor bu an karesini ebedileştirmek için uğraş veriyordum. Benden sonra arkadaşlarımda yaklaşıp Hüseyin amcanın heraçıdan örgü örüşünü çekmeye başladılar .Kahve önünde oturan orta yaşlarda birköylüde şişlerini çıkardı ve oda örgüsünü örmeye başladı. Onunda ismi Hüseyin imiş .Şimdi iki Hüseyin örgülerini örüyor bizlerde onları kareliyorduk. içlerinde biri burada 7den 70 şe herkesin çorap ördüğünü ,çorap örmeyi bilmiyorum diyenin yalan söylemiş olacağını ve eskiden çorap örmeyi bilmeyen kişiye kız bile vermediklerini bir güzel anlattı.Çekimleri bitirdik bir dolu çorap alıp gönüllerini aldık kendilerine teşekkür edip vedalaştık.M.Kemalpaşanın içinden geçip suuçtu şelalesinin yoluna girdiğimizde,nisan ayının o güzelim bahar görüntüleri içimi çoşturdu.Suuçtu M.Kemalpaşanın mesire yerlerinden biri.Doğa içindeki güzelliği,etrafında piknik masaları ile günübirlik gelen misafirlerini ağırlıyor. Yirmi sene önce buralara geldiğimde suuçtu yolu arabanın gidemiyeceği kadar dar ve kötüydü.Son senelerde fotoğrafçıların uğrak yerlerinden biri oldu. ,38 metreden dökülen yüksek şelale,daha sonra küçük şelaleler ile Uluabat gölüne dökülüyor.Aynızamanda M.KemalPaşanında içme suyunu sağlıyor.Buranın güzelliklerini çekmek üzere dağılıyoruz,Önce büyük şelale çekiliyor. Yüksekten dökülen su, küçük su zerrecikleriyle bizi ,makinemizi ıslatıyor,bezlerimizle objektiflerimizi siliyoruz.Birara şans eseri bir kertenkeleye rastlıyorum ve onun toprağı eşeleyişini poz poz çekiyorum .Ağaç kökleride çektiklerim arasında.Öğle yemeğimiz herzanki gibi mangalda sucuk,domates,salatalık,biber.İçecekler,ayran ve kola. Buradaki doğa çekimlerimizi tamamlayıp dönüş yoluna geçiyoruz.Eskikaraağaç köyüne uğrayacağız.
Eskikaraağaç köyü Uluabat gölü kenarında kurulmuş şirin bir köy...Her mayıs ayında Bursa Nilüfer Belediyesi'nin desteği ile burada Leylek şenlikleri düzenliyor.2gün düzenlenen bu şenliklerde köylüler yaptıkları yerel yiyeceklerini,pişirdikleri gözlemeleri gelen konuklara satıyor ,kendilerine geçim kaynağı sağlıyorlar.2009 Eskikaraağaç Leylek şenliğinde çektiğim gün batımı fotoğrafları ,şimdiye kadar çektiğim en güzel günbatımı fotoğrafları oldu.Ogün günbatımını ve renklerini unutmam mümkün değil.Eskikaraağaç köyüne ikindi vakti ulaştık .Leylekler yuvalarında ...Az olmalarına rağmen uçanıda yuvadakileride çekmeye çalıştım.Köykahvesinde tavşankanı çaylarımızı içip vakit kaybetmeden Gölyazıya geçmeyi planlıyoruz.
Gölyazı pazar günü olması nedeni ile epey kalabalık.Fotoğraf açısından son on yıldır bilinmeye başlayan bu mekan bütün fotoğrafçıların gözdesi durumunda.Balıkçılık ile yaşamlarını sürdüren bu köy artık gelen ziyaretçilere alışmış.Hatta bazıları bıkmış gibi...Nilüfer Belediyesinin büyük desteği ile bu köydede bazı etkinlikler yapılıyor. Burada fotoğraf sitelerinden sanal olarak tanıdığım bazı arkadaşlarla reelde tanışma fırsatımız oluyor. Bunlardan biri (abolyontlu )Ersin Beyhan ve eşi.Abolyont Gölyazının eski adı ....(Gölyazı fotoğrafları )adı altında bir grup kurmuş ,beni ve arkadaşlarımı bir sonraki pazar Gölyazıda yapılacak olan fotoğrafçılar buluşmasına davet ediyor. Kısmet,inşallah diyoruz.Göl kıyısında çaylarımızı içip,muhabbet ediyoruz.Daha sonra birkaç arkadaşımla gölyazı köyü etrafında geziye çıkıyoruz.Bu yıl yağış nedeniyle sular epey yükselmiş.Göl kenarında herzaman yürüdüğüm yol yeryer sular içinde ve yürümek mümkün değil.Bazen kenardan bazen köy içinden köy etrafında turumuzu tamamlayıp başlangıç noktamıza geri dönüyoruz.Güneş alçalmaya,gün batımı renkleri ortaya çıkmaya başladı.Herkes günbatımını en iyi yerden ve en iyi şekilde çekmenin telaşı içinde. Şimdi güneş bütün kızıllığı, güzelliği ve suya vuran şavkı ile ,küçük tepenin ardına yavaş yavaş inmeye başladı.Bu güzelliği hem doyasıya yaşamak hemde çekmek zor olsada ,bu işinde üstesinden geliyoruz.Artık güneş batmış ,o güzelliği görüp yaşamanın verdiği hazzı içimde yaşıyorum .Gölyazıdan ayrılmadan önce son toplu hatıra fotoğrafınıda çektirdikten sonra şimdi dönüş yolundayız.Gölyazı Gölyazı yine bekle bizi ,en güzel renklerini giy ,ağırla bizi ....

Osman usta tezgah başında

Osman usta tezgah başında
Kınık gezisinden

Kınık gezi ertesi notları

21 Mart 2010 pazar... Bugünki gezimiz Bilecik ilinin Kınık köyü ve Bozcaarmut göleti.. Kınık köyü çömlekçiliği ile ünlü .Buradaki çömlek atölyelerinin çekimlerini yapacağız.
Kınık köyüne iki yıldır gitmek istemiş, ama bir türlü gitmek kısmet olmamıştı.Murata daha öncede buraya gitmek istediğimi söylemiştim.Sağolsun 21 marttaki gezimizin Kınığa olduğunu haber edince hiç tereddüt etmeden olur dedim.
Güneşli ama yeryer parçalı bulutlu bir gün .Neşe içinde yola çıkıyoruz. Yeryer çiçek açan ağaçlar baharın geldiğini müjdeler gibi...İnegölde bir yerde kahvaltı molası verip ,daha sonra Pazaryeri sapağından ayrılıp,Kınık yoluna devam ediyoruz. Yılankavi virajlı yolları ,tepeleri bir bir ardımızda bırakıp otuz kırrk dakikalık bir yolculuktan sonra Kınık köyüne varıyoruz.Düzenli ,temiz ve bakımlı bir köy görmek hepimizi sevindiriyor. Köy kahvesi ilk mola yerimiz. Sıcak bir tanışma faslından sonra daha önce kararlaştırdığımız gibi ,iki gruba ayrılıp ,ilk çömlek atölyesinin yolunu tuttuk.Muratın daha önce muhtar ile yaptığı tel görüşmesi bize kolaylık sağlıyor. Muhtarın kendiside çömlek ustası ve şimdi onun çömlek atölyesindeyiz.Muhtar başında siyah bandanası ,beline bağladığı önlüğü ile kapı girişinde, sağdaki masada bütün ustalığı ile vazoya şekil veriyor.Sıcakkanlı konuşkan biri. Yaptığı iş ile ilgili çok ülkede gezmiş ,incelemelerde bulunmuş...Atölyedeki diğer kişi Osman usta. Oda bu işe yıllarını vermiş. Maharetli elleri değişik biblo ,ev aletleri yapmış.Burada epey durduk ve çekimler yaptık .Öğle yemeği molası kahvenin yanındaki banklarda oldu .Herkes yanında getirdiği yiyecekleri paylaştı. İkinci atölye gezimizdeki ustanın ismide Osman.Hanımı atölye girişindeki fırını yakmış ekmek pişirmeye hazırlanıyordu. Bu gezide tek çekim eksiğimiz yanmakta olan bir çömlek fırınına rast gelmeyişimiz oldu.Osman usta önündeki uzun vazoya şekil vermekle meşguldü. Bizleri görünce ,biraz konuştuktan sonra işine devam etmesini rica ettik. Oda büyük ustalıkla beceriyle işini büyük bir dikkatle yaptı ve bitirdi. Bizlerde çevresini sarmış dörtbir yandan çekim yaptık. İçimizden bazı arkadaşlar ,bende dahil bu işi denemek üzere izin istiyoruz .Sağolsun bizi kırmıyor ve belimize önlükleri bağlayıp tezgah başına geçiyoruz. Islak çamurun ellerimizde bıraktığı haz,yüreğimizde heyecanla,ustanın yardımıyla önümüzdeki çamura küçük bir vazo şekli veriyoruz.Bu kısa deneme bile bana garip bir mutluluk veriyor. EEEE ustanın işini ustaya bırakmak gerek deyip önlüğü çıkarıyorum ve bu fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum.Çekimler epey sürüyor. Bir ara oradan ayrılıp şansımında yardımıyla başaka bir çömlek atölyesini keşfediyorum.Eşi ile çalışan bir aileyi iş başında görüntülüyorum .Hoşsohbet çay ikramından sıcak dostluklar içinde veda edip arkadaşlarımın yanına gidiyorum.Arkadaşlar toplanmış,Kınık Köylüleri ile vedalaşıyorlar. Hepimiz teşekkür edip aracımıza binerek köyden ayrıldık. Yanlarımızda yakınlarımıza hediye aldığımız çanak çömlekler ve Muratın bize hediye ettiği çömlekler ile minübüste epey darlık yaşıyoruz.Bozcaarmut göletine vardığımızda akşam saatleri yaklaştı. Bozcaarmut göletiormanlık bir alnda.Görüntüler çok güzel .Gölete vuran yansımalar nefis. Mavi iskelede fotoğraflar çekiyoruz,etrafı görüntülüyoruz. Bu kadar zaman ayaktayız acıktığımızı anlıyoruz. Yanımızdaki fazla olan yiyecekleri ayaküstü atıştırıyoruz. Yine farklı ve güzel bir gün geçirmenin mutluluğu ile ,çektiğimiz fotoğrafların nasıl olduğunu merak ederek dönüş yoluna geçiyoruz. Diğer gezilerde buluşmak ümidi ile...

Odun pazarı evleri

Odun pazarı evleri
Eskişehir çekim gezisi

Odun pazarı

Odun pazarı
Eskişehir çekim gezisinden

Eskişehir çekim gezisi ertesi gezi notları

Yedi mart 2010 tarihinde gittiğimiz Eskişehir çekim gezisi ardından izlenimlerimi buradan sizlerle paylaşmak istedim.
2001 yılında Bursa Kadın Ressamlar Derneği olarak Eskişehir Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde açtığımız resim sergisinden bu güne kadar bu şehrimize gidememiştim .Eskişehir belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'in bu şehirde çok büyük atılımlar yapıp şehre yeni bir kimlik kazandırmış olduğunu,fotoğraf sitelerinden, fotoğraf yükleyen arkadaşların fotoğraflarına bakıp,bu şehrin yeni yüzünü tanımaya çalışıyordum.
Bursa'ya yakın olupta, bu şehre gidememenin açığını kapatmak üzere geziye gitme kararı aldım.
Çekim gezileri benim için zevk aldığım heyecan duyduğum farklı ve güzel geçen zamanlardır.
Mart'ın ilk haftası hava yağmurlu geçiyor. Hava sıkıntılı ,bir açıp bir kapanıyor. Cumartesi günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı.Pazar günü inşallah yağmur yağmaz ve hava güzel olur diye içimden dua ediyorum.Çünki Eskişehiri görmek istiyorum.
Neyseki ertesi gün hava açılmış gezinin olmaması için bir mani kalmamıştı.
Saat sabah 8.00 de Heykel merkezden hareket edecek vakitte toplandık ,17 kişi bu gezinin katılımcıları olarak minübüsümüze binip yola çıktık.
Neşe içinde yol alırken bazen dışarıyı seyrediyor,bazende araçtaki tv.deki çizgi filmi izliyoruz.Gemlik yakınlarında kahvaltı molasından sonra tekrar yola devam ettik ve mezitlerin orada bir yarde durarak ,yer yer erimeye yüz tutmuş,mevsimin son karını ağaçların uç dallarında görüntüleyip çektik.Üç saate yakın bir yolculuktan sonra nihayet Eskişehire vardık.Üç yıldır fotoğraf sitelerinden fotoğraflarına eleştiri yapıp ,eleştiri aldığım Eskişehirde oturan Battal Gazi Barlas (kocagazi) ve fotoğrafçı arkadaşları bizi bekliyordu.Eskişehiri bize tanıtıp gezdirecek olan fotoğrafçı arkadaşlarımızla ,ilk durağımız olan tarihi odun pazarında buluştuk.Sıcak ve dostane karşılanmanın ardından meydan kahvahanesinin güzel çayını içtik.Sohbete ara verip ,odun pazarının güzel sokaklarına dağıldık. Odun pazarı evleri restore edilmiş ,bazı sokaklardaki restorasyon çalışmaları ise devam ediyor.Binaların çoğu büyük konak görünümünde,renkli aşı boyalı evlerde var.Sokakları geziyoruz,çekim birazda zorluyor bizi. Bazı sokaklarda park etmiş arabalar var.Güzelim tarihi yapıların önünde görüntü kirliliği yaratıyorlar.Sokakların birinde Osmanlı evinini görüp,içine girip ,geziyoruz.Burası aynı zamanda yerel yemeklerin sunulup yenildiği bir yer.Odalar eskiyi yaşatan eşyalarla dolu.Yer minderleri,halı yastıklar ,beyazişi ,dantel perdeler,bakır sini ve sahanlar müze konumundaki Osmanlı Evini süslüyor.Buradan ayrılıp farklı sokaklarda çekimler yapıyoruz.Bakırcı ustası Ramazanı işinin başında çekmek istiyorum ,henüz ocağı yakmamış biraz hayal kırıklığına uğruyorum ,onun birkaç portresini ve çalıştığı ortamı çekmekle yetiniyorum. Kurşunlu cami ve külliyesini ,cam müzesini lületaşı emekçilerinin atölyeleri ve satış yerlerini büyük bir hayranlıkla gezip çekimler yaptıktan sonra tekrar odun pazarı meydanına dönüyoruz. Bu arada acıktığımızı hissedip meydanda bulunan çiğbörekçinin kapısından içeri giriyoruz. Eskişehirin meşhur çiğböreğini afiyetle yiyip,dükkandan çıkıyoruz. Minübüse binip rehber arkadaşlarımızın eşliğinde kent parkına doğru yola çıkıyoruz. Park epey kalabalık,kışın kasvetinden usanan insanlar,havanın biraz olsun güzelliğinden yararlanıp kendilerini parka atmışlar.Büyükşehir Belediyesinin Porsuk çayı ve civarını güzelleştirme,ıslah çalışmaları semeresini vermiş.İnsanların hizmetine sunulmuş bir plajları bile var.Şehrin ve parkın muhtelif yerlerine konulmuş heykelleri görüp ,onların fotoğraflarını çektik.Parkın yeşil beyaz parke taşları çok hoşumuza gitti. Bu arada Eskişehir'in Kore'deki bir şehir ile kardeşehir olduğunu ,parkın giriş kapısına yakın biryere oradan getirilen bir anıttan öğreniyoruz. Parkın içinden akıp giden Porsuk çayında çeşitli renkte balıkları görüp, fotoğraflarını çekiyoruz .Park kapısında grup fotoğrafı çekip sonraki durağımız olan Köprübaşına doğru hareket ediyoruz.Porsuk çayı ve çevresi ıslah edilip temizlendikten sonra ,belediye porsuk çayı üzerinde gezi teknesi turu düzenlemiş. O günün son tekne turu yolcuları olarak Porsuk çayı ve çevresini doyasıya yaşayıp bol bol fotoğraf çektik.
Tekne turunun ardından Köprübaşında bulunan bir çaybahçesinde tavşankanı çaylarımızı içtik.Artık geri dönüş saatimiz geldi. Bize şehri gezdirip rehberlik yapan misafirperver (kocagazi) ve fotoğrafçı dostlara teşekkür ederken,onlarıda Bursa'da görmekten memnun olacağımızı söyleyip,şehrimize davet ettik. Eskişehirden ve bu güzel insanlardan ayrılmanın hüznünü ,aynı zamanda sıcak dostluklar yaşamanın mutluluğunu hissettim .Bir gezinin ardından yorgun ama mutlu Eskişehire veda ettik....

30 Mart 2010 Salı

Resim üzerine özgeçmiş

Bursa M.K.Pdoğumlu olan sanatçı ilk resim çalışmalarına ortaokul yıllarında başladı.1985 yılında Devlet Güzel Sanatlar Galeri Atölyesinde galeri müdürü ,ressam sayın Emin İlter gözetimindeki resim çalışmalarına altı yıl devam etmiştir. 1991 yılında kurulan Bursa Kadın Ressamlar Derneğinin ilk üyelerinden olup,dernek yönetiminde muhasiplik görevinde bulunmuştur.

1989 yılından bu yana yüzelliye yakın karma sergilere katılmış,kişisel sergiler açmıştır.Halen Bursa Kadın Ressamlar Derneği,Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi ,Ressamlar çalışma grubu ve,Bursa Fotoğraf Derneği (Bufsad) üyesidir.
Teknik olarak yağlıboya,pastel,akrilik,karakalem kullanan ressam tarz olarak natürmort,peyzaj,portre ve gündelik yaşamı konu almıştır.

Ressama göre resim sanatı,insanların iç dünyalarını ,hayal ve düşüncelerini dışa vurmak ,gördüğü ve gözlemlediği iyi ve kötü olayları tuvale aktarmaktır.Evrendeki bütün canlı ve cansız varlıkların ve doğa olaylarının resme konu oalabileceğini düşünen sanatçı Türk resim sanatının yeterince hak ettiği yere gelemediği, geniş halk kitlelerine sosyal ve kültürel nedenlerle ulaşamadığı görüşündedir.Plastik sanatların içinde yer alan ,almayan diğer sanatlarada ilgi duyan sanatçı ,fotoğraf çekmeyi müzik aleti çalmayı ,şiir ,deneme yazılarına zaman ayırmayı seviyor.

Evli ve iki çocuk annesi olan sanatçı Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik mezunudur.

Hiç yorum yok: